31 Aralık 2012 Pazartesi

Sevişme Günleri / Saturday Night and Sunday Morning (1960)

89 dk  -  Dram / Romantik 

Yönetmen:

Karel Reisz

Oyuncular:

Albert FinneyShirley Anne Field and Rachel Roberts   Savaş sonrası İngiliz sinemasının önemli çalışmalarından biri ve muhtemelen, işçi sınıfını anlatan İngiliz Yeni Dalgasının en iyi ve en açık filmlerinden biri olan Karel Reisz'ın ilk sinema filmi Sevişme Günleri asi anti-kahraman Albert Finney'yi yıldız yapmış.
   Filmde asi, umursamaz işçimizi canlandıran Albert evli bir kadınla birliktelik yaşar.Bana izlerken çok Türk filmi kokusu geldi.Sonra gencimiz genç bir kıza aşık olur.Evli ama sadakatsiz hanımımız kıskançlık krizlerine girer.Konu olarak pek ilgimi çekmese de o yılları anımsamak, fikir sahibi olmak amacıyla izlenebilecek bir film.
   Filmden aklımda kalanlar, Albert arkadaşıyla balık tutarken aralarında geçen diyaloglar, fakir bir adamın cafe camını kırdıktan sonra burjuva kadınların adamı polise teslim ederken girdikleri ağız dalaşı ve filmin başlarında pubda geçen sahneler ve Albert'ın merdivenden yuvarlanması(hiç yabancı gelmedi).
   Filmde aklımı kemiren, çok merak ettiğim bir ayrıntı vardı ki o da; lunaparkta neden polislerin gencimizi kovaladıkları sorusu ve ardından emniyete götürmek yerine ıssız bir sokakta kıstırıp tekme tokat girişmeleriydi.O zaman öyleymiş demek ki deyip geçmek yerine çok mantıksız geldi bana bilemedim.

30 Aralık 2012 Pazar

Aşk Zamanı / In The Mood For Love (2000)


Orjinal adı: Fa yeung nin wa
98 dk  -  Dram | Romantik

Yönetmen:

Kar Wai Wong
  Ulaşılamaz aşka dair atmosferik, dokunaklı bir romantik film olan Aşk Zamanı, 1962 Hong Kong'undan rüya gibi bir izlenim.Filmde Asya sinemasının iki büyük yıldızı olan Tony Leung ve Maggie Cheung başroldedir.
  Daha önce vurdulu kırdılı Uzak Doğu filmleri dışında başka türe ait çekik gözlü filmleri izlemiş olmamamdan mütevellit filmi büyük bir merakla izledim.Konu olarak pek akıcı bir öykünün olduğunu söyleyemem.Fakat filmde kullanılan ağır çekimler, sarı-kırmızı-kahverengi tonlamaları ve değişik kamera yerleştirmeleri açısından izlenesi bir film.Nuri Bilge Ceylan filmi misali çok fazla sessizlik, durgunluk, bakışma var.Sahnede bulunan küçük ayrıntılara takılırsanız filmden zevk almanızı engellemiyor.Başroldeki kadın ve erkek dışında diğer rollere önem verilmemiş hatta bazı karakterlerin film boyunca yüzünü bile göremiyorsunuz.1 kadın 1 erkeği hatırlattı bana.
 Odanın dışından yapılan çekimler bazen bizi krize sokmadı değil.odanın içindeki insanları, ayrıntıları ölesiye merak edip daracık bir açıdan filmi takip etmek kolay olmadı.
  Ama filmin müzikleri var ki tadından geçilmez.Sırf soundtrackler için bile izlenesi bir film.Sonda geçen eski zamanlarda sırrı olan insanların, bundan nasıl kurtulduklarına dair paylaşılan öykü ve ardından adamın yaptığı davranış da pek dokunaklı ve iç burkucuydu.Ayrıca filmden aklımda kalan, gayet başarılı bulduğum bir kaç sahneyi paylaşıyorum.kırmızı perdeler, ağır adamımızın dumanlar içinde çalıştığı sahne ve eski bir sokakta filmin can alıcı diyaloglarının geçtiği sahneler.
Yönetmene not: dar kamera açıları ve kameranın odağına sadece oyuncuyu koymak izleyicileri çileden çıkarabiliyor ahbap.Ne kadar ünlü olduğunu bilmiyorum ama o hatuna o adam gitmiş mi be.



27 Aralık 2012 Perşembe

En İyi Filmler


  Görülmesi gereken filmlerin eksiksiz bir listesini yapmak her zaman büyük bir zorluktur.Çünkü değer yargıları oldukça kişiseldir.Yine de bu blogdaki 100 film, dünya çapındaki her yaştan sinemaseveri zevklendirmiş, harekete geçirmiş, ya da eğitmiş filmleri içerecektir.Son 90 yılda bu filmler, sinemayı algılayışımızı değiştirdi, birçoğu ise sinema tarihinde silinmez izler bıraktı.
  Bu blogda başucu başvuru kitabım olan "Film" Ronald Bergan 'dan filmleri izleyip paylaşacağım.Kendi yorumlarımla tavsiyelerde bulunacağım.